Türkiye Cumhuriyeti bir bütündür. Bölünemez!
Bana Özel Arama Video Ara Günlükler Dizi İzle Kimler Online? Çıkış

_MeqolamaN_    

Üyelik Tarihi : 26.12.2006
Son Giriş : 05.09.2010
Ad : cenkroys
Cinsiyet : Erkek
Yaş : 23 - (1987)
Burç : Yengeç
İlişki Tercihi : Ciddi İlişki, Gezi Arkadaşı
Aradığı : Bayan
Medeni Hal : Boşanmış
Yaşadığı Yer : Istanbul, Türkiye
Memleket : Cankırı, Türkiye
Okullar : http://www.fileden.com/files/2008/4/5/1853125/ask%20hic%20bitmez.swf
İlgi Alanları : çok heeyilgi alanıma giriyo en cokda yaşamak :D
Favori Müzik : Dursun Ali erzincanlı, , Hasan Dursun, , celaleddin ada, Veysel ekinci, Abdulrahman onal, , cemal kuru.Mehmet emin, , sami yusuf, , yusuf islam, , sami savni özer, , , ömer kara oglu, , ibrhim etem, , sedat ucan , , samı sayık..
Favori Film : valla filim izlemem pek anca belgeserlerı yogunlukla izlerım okadar filimde neymış zamancalmakdan baska bir seye yaramıyor boş işler
Favori Dizi : aynen yukardakını buraya iade edıyorum
Favori Kitap : (zübde-tül burhari, )(Peygamberimizin hayatı) (Yaşayan kur’an Hz peygamber)(Sefiller)(Zaferın bedeli , , , moskov mezarlıgı , , özgürlük savaşcıları , , , zaferin ödülü =kıyam oğlu sancaktar yazarı okumanızı şiddetle tavsiye ederım ))(Yaşanmış Esrarengiz olaylar berrin türk oglu, ) (….devrim.....)( Alaca karanlık)( Şeytan Bu Kİtaba Çok Kizacak= Feyzullah Birışık))((Sönmüş Yıldızlar= Reşat Nuri Güntekin)((Tanrı Misafiri=Reşat Nuri Güntekin))(Acımak=Reşat Nuri Güntekin)(Yaprak dökümü =Reşat Nuri Güntekin) v.s v.s
Favori Cümle : Huzur hiçbir gurultunun sıkıntının yada zorluğun bulunmadığı yer demek değildir.Huzur bütün bunların içinde bile yüreğimizin sükun bulabilmesidir
Kendi Hakkında :


Ne garip sıkıntıdır, şu suskunluğuma en uygun makamı bulamamak...

bugune bı sıtem sakladım...
bu sıtem ne dunden kalma ne bugune ozel ...
ne yarama care  nede ...
Uzak cok uzaktan gelen bı sıtem  zor cok zor hemde kendıme bıle ıtıraf edemezken hemde...
-----yıne geldm kapına, sessızce sankı ıcımı dokuyordm sana...neden dıyordm neden boyle oldu soyle dıyordm anlat dıyordm sankı ıcımde kopan fırtınaları yuzune wururcasına soruyordm ama sen duymuyordn...
--soylesene kulaklarınımı kapattın yoks GERCEKTEN DUYMUYORMUSUN BENI...
-----o kadar cok demek ıstedıgım sey warkı sana, ama yasaklarla suslemısn anlatmaya ızın yok  herzamankı gıbı...
herkes alısmıs senın bu halıne bı ben alısamıyorm bı ben duyurmaya calısıyorm sesımı yoksa bende mı alısacm onlar gıbı ...
bugun boyle bıterse bıtsın...





Hayat kısa arkadaşlar onun için iyi yaşanmalı bence aldığımız her nefesin degerini bilmeli ama sadece nefes almanın yaşamak olmadığını anlamalıyız değilmi.Duyguların en yücesidir sevmek, önce kendimizden başlamalıyız sevmeye , sonra gerisi gelir zaten.Bazen bir umut olur sevmek, bazen hayatımızı kararttığını düşünürüz ama yinede yaşam tarzıdır sevmek, aldıgımız nefesin anlamlı yanıdır sevmek.İnsanı sevmek, beni yaradan RABBİMİ sevmek, bazen bir karıncayı. bazen çocugunu sevmek, bazen uzattıgında geri çevrilmeyen dost elini sevmek.Her şey bir emeğin karşılığı değilmidir, kendi hayatına emek vermeyen mutsuz olur, mutsuz eder, kendi hayatımıza emek verelim hayat çok kısa bir an önce içimizde yer eden insanlara , onları kaybetmeden , sevdiğimizi fısıldayalım kulaklarına. Hatta varsa biryerlerde kırdıgımız üzdüğümüz dostlarımız beklemeyelim gelmelerini , biz gidelim dosta doğru ne kaybederiz ki.
Bazen kader yönlendirir hayatımızı , Bazende kendimiz karartırız dünyamızı, ne kadere bırakalım nede kendimiz karartalım.İnsanın kendine yaptıgı kötülüğü cümle alem gelse yapamazmış, işte bütün bunlar insanın kendini tanımasından geçiyor, kendimizi dinleyelim, kendimize kulak verelim, eğer ne istediğimizi bilirsek, eğer beynimizden sonra, kalbimizede konuşması için fırsat verirsek, göreceksiniz patikada yürümekte, en az pürüzsüz bir yolda yürümek kadar güzel ve eğlencelidir.Diyeceksiniz ki sen bunları yapabiliyormusun ki konuşuyorsun:Yapmaya çalışıyorum ve elimden geldiğince (karıncanın haç yolculugu gibi ) iyi bir kalbe iyi bir beyne sahip olmak için gayret ediyorum bazen hüsrana da uğrasam, bazen aradığımı bulamasam da insanlarda, çok üzülsemde yaşananlara yüreğimdeki bu rahatlık duygusuyla, en azından kendimi suçlamıyorum, gönlüm rahat ve huzurlu, kendimi seviyorum.Evet kendimi seviyorum , bunu diyebilmenin huzurunu bir kere yakaladımı insan yüreginde , inanın daha bir dik duruyor başı.

Hayatı boyunca mutlu olan insan varmıdır derseniz, tabiki yoktur, ne varki şöyle geçmişine bakıp, oh beee iyiki yaşıyorum , iyiki hayattayım diyen insan vardır.Bende bunlardan birisiyim işte şu koca dediğimiz ama evrende nokta kadar yer kaplayan dünyada ve RABBİME şükürler olsun bana bu bedeni verirken, sevmek gibi yüce bir duyguyuda nakşetmiş yüreğime.
Bazen hayatta beklenmedik olaylar olur ruhumuzu derinden etkileyen.Sogukkanlılıgımızı kaybediveririz, oracıkta yığılıp kalacagımızı hissederiz , hepimizin olmamışmıdır böyle zamanları , benim de çok oldu ama adaletinden sual olmaz RABBİM ne zaman başım dara düşse , ne zaman sendelesem, bir çıkar yolunu mutlaka gösterdi.Önemli olan sabretmek ve inanmak.RABBİMİZE, kendimize inanmak ve onun adaletine sığınmak. İşte o zaman içimden ben ALLAH’ın koruması altında aciz bi kulum.RABBİM sana şükürler olsun verdiğin derdede verdiğin devayada diyorum.ALLAH hepimize iyi kul olmayı nasip eder inşallah ( tabi banada) hayatta yanlış yapmamaktan sevdiklerimi kırmamaktan ve RABBİME iyi kul olmaktan başka dileğim yoktur.Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim arkadaşlar


Acıyı görmek mi istiyorsun?
Gözlerime bak!

Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları,
Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin.
O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu.

Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi,
Umutla kurudum sensiz.
Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin.
Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan
Bir boşluktan içeri girdim her gece,
Senli düşlerden sensiz karanlıklara süzülür gibi.

Ellerin nasıldı? Küçük müydüler? ve parmakların ince uzun mu?
Parmaklarını parmaklarımın arasında hissedip,
Seninle sahil boyu denizi hiç fark etmeden bir birimize bakıp yürüyemedik.
Gözlerinin aydınlığında geleceğe dair hayaller kuramadan,
sadece umut ettim gözlerini görebilmeyi.
Ve o gözlerinde ki ışıltıyla karanlık gecelerime yol göstermeni istedim.

Acıyı görmek mi istiyorsun.
Gözlerime bak!
Ve yaşanmamış boşa geçen anların hüznünün şiirlerini oku,
kirpiklerinden sıyrılıp yanaklarına düşen dizelerimde.

Bensiz yattığın o yataklarda benli hayaller kurma artık.
Sabahlara merhaba derken beni seven bir şair var deyip gurur duy sadece.
Ve hiç bilme o şairin senin için her gün defalarca öldüğünü.
Ve bil ki insan sevdiğiyle beraber olacak mahşerde.
Tek umudum bu şimdilik.

Dünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben,
Ben seni bu dünyalık mı sevdim sandın?
Ölüm müş, terk edilişmiş umurumda değil gelme istersen.
Nasılsa bir gün hayat biletimi kestiğinde,
Kavuşma vakti olacak benim için ölüm.
Dudaklarımda ki acı tat?
Yoksa acı bir tebessüm mü olacak sana ulaşmayı beklemek?
Ne yazık hiç bilemeyeceğim.

Acıyı görmek mi istiyorsun?
Gözlerime bak!
Sen uzakta çok uzakta
Bensiz bir yaşamın anlamsız günlerini yaşamaktasın,
Benim gibi.

Seni seviyorum,
Gerçeğin ta kendisi bu iki kelime,
Sırf dudaklardan çıkması istenen değil de
İçimde taa içimde senin için atan bir kalbin feryadı,
Haykırışı bu sevdiğim.
Sana ulaşamasam da,
Biliyorum ki zavallı kalbim
Sana ait her şeyi saklıyor en gizli yerlerinde
Kanlı ve uykusuz gözyaşlarımın
Her gece aynalardan süzülmesi gibi acı veriyor uzaklarda oluşun.

Biliyorum beni sevdiğini
Acıyı tattığını da benden uzaklarda
Ama hiç bana sana ait bir şeyi vermedin?
Acı tek taraflı olsaydı,
Ne yürek dayanırdı ne yaşamın bir anlamı olurdu.
Ama yokluk kötü sevdiğim.
Bir beden olmak isteyen yüreklerde ayrı ayrı yaşamak kötü.

Sana her fırsatta koşmak isterken beni durdurmaların,
Yüzüne hasret kaldığım günlerde
Beni ısrarla kırışlarını hiç anlamış değilim.
Eminim yine okuyunca bu şiirimi büzeceksin dudaklarını
Ve eminim ağlayacaksın.
Ağlamak seni ben yapar sevdiğim
Ve beni sen yapanda içimde senin için yanan bir kalple yaşamak.
Her gün Pendik’de sahilde oturup kendimi dinlerim
Oysa konuşan sendin hep benimle,
Ne martıların vapurlara takılışı,
Ne işportacıların bağırışıydı fark ettiğim.
Ben denizi seyrederken gözlerinde boğulmayı sevdim.
Yosun tuttu gözyaşlarım sensizliğin dalgalarında.
Gözlerim ve ben her pendik e inişimizde
Bir gün seninle bir bankta oturup
Sadece ve sadece hiç konuşmadan gözlerine bakmak istedim.

Kaç zamandır bir hüzün dolaşıyor odamda.
Duvarlar bir şeyler söylüyor sanki
Adım adım yok oluşumu izliyorum
Her batan güneşin karanlığı getirmesiyle.
Sabahlara kadar uykusuz gözlerimle uzaklara,
karanlıklara bakıyorum mütemediyen
Ve kayan her yıldızda tek bir şey diliyorum?
Ve Senin için yalvardığım namazlarda secdeye kapanıp
Rabbime ettiğim dualarım,
Tuttuğum dilekle aynı olması ve sonra umudumu yitirmeden
Rabbimin bir bildiği var deyip
Kabul olmadığında dualarımın
Tekrar yalvarmalarımı.

Seni okyanusların diplerinde
Bir midyenin içinde ki
İnciyi görme ihtimalimin olmadığı gibi kabul ettim aşkım
Ve seni hiç ulaşılamayacak dağların zirvesinde
Koklayamayacağım bir çiçek olduğunu fark ettiğimde
Tek bir şey düşündüm?

Dokunamadan tenine,
Öpemeden öpülesi dudaklarını mahşere erteledim vuslatı.
Ben o kargaşada ne yaparım bilmem ama
İnsan mahşerde sevdiğiyle beraberdir derler
Seni seviyorum meleğim.

Acımasız olan ne sensin ne de ben,
Bize gümüş tepsiyle sunulan hüzünlü bir hayat sadece
Ve kabul etmesi zor olan bu ayrılıklara katlanmak sanırım.
İnsan yaşamın değerini
Yüzü ve kalbi güldüğünde anlıyor
Anlıyor ki ölüm sadece toprağa girmek değil
Ve nefesi kesilene kadar yaşadığı her şeyin
Gözlerinin önünden geçmesi değil.
Ölüm sensizliğin sadece yaşarken verilen cezası sevdiğim.

Seni bulduğumda sevgi anlam kazandı
Her anımsadığımda yaşamamım oldu gülüşlerin
Hiç tükenmedi içimde senin için yanan ateş
Ve ben o ateşle yanmayı,
Sırf seni sevmek olduğu için
İnan bana çok sevdim.

Oysa Doğum günüme sadece 10 gün kalmıştı
Eğer yanımda olsaydın
Yaşama daha bir sıkı sarılacaktım..
Şimdi ölüm ne anlam taşıyor?
Yaşamak ne anlam?
Hiç anlayamayacağım
Sensiz bedenim toprağa girmedikçe
Yok, yok sen hayal değilsin… Her an kaybolacağını düşünüyordum… Bir gün sesini benden esirgeyeceğini, yaşadığım bu mutlu günleri bir anda sileceğini düşünüyordum… Yüzünü görmek için can atan ben her zaman bir engeli aşmak zorunda kalıyordum… “Gel” desem diyemiyorum… Yüreğime bıraktığın sıcaklığı korumaya çalışıyorum bana verdiğin değer ile…
Bugün anladım sen yanımda nefes alan gerçeğimdin benim… Yüzünde ki tebessümler… Dilinden dökülen kelimeler hepsi gerçekti… Sadece dokunamıyordum sana… Kâbus dolu günlerin acısını sende bitiriyordum… Mutluluk adına aldığım her nefeste seni düşünüyor, bir gün sesini duyamazsam beynimi kemiriyordu olumsuz düşünceler… Seninde benim gibi duyguların var mı yüreğinde? Dokunduğumda yüreğine sıcaklığımı hissediyor musun? Gözyaşları ile yıkanan bu kalbi kurutacak mıydın bana hissettiğin duygularla… Hadi evet de… Bende mutlu olayım son defa… İçimde yaşayan yorgun çocuğun yüzüne gülümsemeler dolsun… Sen gülümsedikçe yüreğim de nelerin oluştuğunu anlatamayacak kadar aciz düşüyor kelimelerim… Bana verdiğin değerin karşılığında yüzünde ki gülümsemeleri iki ile çarpıp mutlu etmek istiyorum seni… Hak ediyorsun işte… Boş yere yürümüyorum sana karşıBoş yere uykusuzluk nöbetleri geçirmiyorum… Sesinin bana kattıklarını anlatsam sana, acaba dillenir miydi içimde ki sevgi sana karşı? Susuyorum işte… Sen konuş dedikçe ben susuyorum… Neden diye sorma… Neden böyle yapıyorsun diye sorma? Dudaklarıma kilit vurdu yaşadığım acılar… Her şey yalan geliyor bana… Seninde yalan olmandan korkuyor yağmur gibi gözyaşlarını akıtıyorum işte…
Sen unutma ki ben seni sevmek için gönderildim yüreğine… Seni sevdikçe sevildiğimi hissetmek istiyorum bu defa… Hayatın yüreğime bıraktığı yaralara bir damla da olsa serinleten mutluluğu bırak olur mu? Ben sevgimi senin yüreğine bırakırım her gün… Ya sen de benim gibi sever misin? Aldığım her nefesin değerini bilip mutlu olur musun yanımda?
Nasıl dayanıyorum bilmiyorum ama sen orada durdukça yanında olmak isteyişimi, bir defa da olsa sana sıkıca sarılıp aşkın bıraktığı derin yaralara merhem olan yüreğine sokulup ağlamayı… Ama işte göremiyorum seni hızlı geçen hayatın zorlukları arasında…

Sen orda ol… Orda ol ki senin yüreğine sevgimi bırakayım usulca… Gözlerimi açtığımda bitmeyecek bir rüyanın başkahramanları olalım… Sen yalnızlığı yaşamayı hak etmeyen sevgiye değer verensin… Yüzünü güldürmeyi, seni mutlu etmeyi her şeyden çok istiyorum… Kırdıysam seni, bir defalığına da olsa affet şu gülmeyi unutan şımarık hallerimi… Yüreğimde ki duyguların yüreğinde ses vermesi dileğimle

Mevlânâ Değilim Adam Ol Öyle Gel

Dış görünüşe önem vermem, röntgen filmi çektirip gelin.]



Bugün bitti oyun, yarın zaten yok ki, eridi
Kendine gel nerdesin? Hayat film şeridi
Zar atıldı önüne, şans yok
Mezar kazıldı ölüme tolerans yok
Dar-ı dünya denen tiyatro, sahne yüksek bilanço
Güzel oyundu bravo alkışları duyan yok
Uyan kork kalk, aç gözünü bak.
Kelimelerde yersiz, cehennemde gizme yer biz.
Kederi kadere denk, son sahneydi kara çelenk
Azrail kapını çaldı iki tarafta kara melek
Bana kelek bu dünya, insanlar da farksız değil
Seyir ettim bu şehirde kitle imha fiil
Barışsa felsefe, imkansız bir teorem
Arka kollamakta her bir kimse, öğren insan öğren
Okunan ezan ise öğlen, ne ilk ne son yolcu
Labirente adım attım hayat kovdu

-----------------
Biz Allah’ın kullarıyız derler, fakat kul amel değil, Hür amel işlerler… Allah rızkımıza kafidir derler, fakat buna kalben Mutmain olmazlar.. Ancak değersiz dünyalığa kanıp tatmin olurlar.. Ahiret dünyadan hayırlıdır derler, fakat sürekli dünya Mal toplarlar.. Mutlaka ölüm var derler, fakat hiç ölmeyecekmiş gibi Dünya işi tutarlar.. İnsanlar anlamıyor Rabbinin dinini… Bilseler hem dünya , hem Ahiret gününü O zaman İslam bayrağına sarılır…. Yalnız dünya değil, Ahirette barınır.. Kur’an’-i Kerime baktığımızda, dünyanın bir hazırlık, Bir oyun ve oyalanma, yolculukta dinlenilen yer olduğunu Sık-sık vurgulanır.. Ankebut sür, 64, “bu dünya hayatı sadece bir oyun ve oyalanmaktan ibarettir.Ahiret yurduna gelince, işte asıl hayat odur.Keşke bilmiş olsalardı.”buyrulmaktadir. Davud –i Tai hz.söyle öğüt vermektedir. “Dünya için orada ne kadar kalacak ve ne kadar işine yarayacaksa, o kadar çalış..”

AsLıNdA DüNü dÜşÜn, OnDaN ÖnCeKi gÜnLeRi Veeeee gElEcEk gÜnLeRi DüŞüN


Gel otur yanıma görüyorum ki oda terketti seni... bırak giden gider. Aslında bu dünyada gidenin ardından el bile sallamıyacaksın...Giden kafasına koymuştur gitmeyi..hem hayat ondan ibaret değil ki...Sen o olmadan öncede yaşıyordun o olmadan da yaşaya bilirsin...Unutma yarınlar bizim için..unuttun mu?..
Sen kitap okurkende mutlu oluyordun. Sahilde gezerken güneşin batışını izlerken...Sen mutlu olmayı bilen bi insansın bırak artık surat asmayı...Hem bu iş iki yanı keskin bıcak gibidir...Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın...hafifletici sebebler yok..yarınlar için hayal kurarken bugünüde yaşa..yas tutma dünü düşün ondan önce yaşadığın günleri o yokken geçirdiğin zamanı nasıl güldüğünü düşün..HAYAT  her zaman istediklerini vermiyor...
Artık yalnışlar dahada tutulur oldu..artık insanlar yalnış yapmak için yarış yapıyorlar birbirleriyle...anla artık yalnışlar ve doğrular yer değiştirdi....Sil gözünün yaşını...bak gitti... Ama hala dünya senin için dönmesini durdurmadı durdurmayacak...UNUTMA DERS OLSUN SANA ...Birini severken şunu hatırla sevgini hak edene ver umudunu yarınlarla paylaşş.....Bırak kutuplarda yaşamayı...bak burda güneşin meyveleri var....ne demiştik seninle ne olursa olsun gülmek var ....sen inatcı insansındır...gel acılarımıza inat hayata inat uçurumun kenarında büyüyen körpe çiçeğe inat gülmeye devam edelim....
Dünü düşünürken yarını hayal ederken bugünüde yaşayalım..Bak hala onu düşünüyorsun ona veremediklerini düşünüyosun ya verdiğin bunlar bi hiçmiydi. Sen en değerli şeyini verdin sevgini verdin dağları delen ferhadın aşkını verdin leylası için deliren mecnun sevdasını verdin..Ne aldın karşılığında koca bir hiç Haydi kalk...sokalarda dolaş yeni yüzler tanı İSİMSİZ sokaklarda yarınlarını ara....tarifi olmayan adreslere git ve onu unutmadan dönme yasını bırakmadan dönme....
UnUtMa YaRıNlAr SeNiN İçİn  HeP Var OlAcAk DüNü uNuTuRsAn unutursan tabiki.............................
Aradığı Hakkında :
muzigi kapadıkdan sonra play yapın















Arkadaşları

nekromen..

4

SüsLüxXx..

5

ADAMgibi..

5

dj_mmc_1..

1

kaLpsiz28

10

h_sretm

16

_TeRTiP_

5

_.KeLeVr..

10

Side

47

ergani21

3

heart_ac..

8

mavideni..

1

mıdnıght

11

Alisiya_..

4

(97) Hepsini Göster >>


Son Yazdığı Günlük

Namaz günahları affettirir((( muhakkak okuyun çok faydalı bilgiler iceriyor ))) işinize geleni okuyun

Namaz günahları affettirir


Resulullah (a.s.m.)
ashabıyla mescitte idi. O esnada bir adam geldi ve:

– Ey Allah’ın Resulü, ben bir günah işledim, bana cezasını ver, dedi.
Resulullah adama cevap vermedi. Adam talebini tekrar etti. Aleyhissalâtü Vesselâm yine sustu. Derken namaz vakti girdi ve namaz kılındı. Resulullah (a.s.m.) namazdan çıkınca adam yine peşine düştü. Efendimizin (a.s.m.) vereceği cevabı merak eden Ebu Ümâme (r.a.) de adamı takip etti. Efendimiz adama:
– Evinden çıkınca güzelce abdest almış mıydın, diye sordu. Adam:
– Evet, ey Allah’ın Resulü, dedi.Bunun üzerine Efendimiz:
– Sonra da bizimle namaz kıldın mı, buyurdu. Adam:
– Evet ey Allah’ın Resulü, diye cevap verince, Efendimiz:
– Öyleyse Allah Teâlâ Hazretleri günahını affetti, müjdesini verdi.




Çok secdeyle bana yardım et”


Hz. Peygamber’in (a.s.m.)
hizmetçisi olan Rebia bin Ka’b, geceleri Peygamberimizle (a.s.m.) birlikte kalır, onun abdest suyunu hazırlar ve diğer isteklerini karşılardı. Bir gün Efendimiz ona:

– Benden bir şey iste, buyurdu.
O da bütün Müslümanların en büyük arzularından biri olan şu isteğini dile getirdi:
– Cennette seninle beraber olmak istiyorum.
Peygamber Efendimiz de ona:
– Başka bir isteğin yok mu, diye sordu.
– Hayır, yok. Sadece bunu istiyorum, dedi.
Bunun üzerine ona şöyle buyurdu:
– Öyleyse, sık sık secde ederek, kendi hesabına, bana yardımcı ol.




Bedir Savaşı’nda cemaatle namaz


Namaz kılmak
o kadar önemlidir ki, eğer imkân varsa savaşta bile namazı terk etmemek gerekir. Nitekim Peygamberimiz (a.s.m.) ve güzide sahabeleri Bedir Savaşı’nın en çetin anında bile cemaatle namaz kılmışlardı. Müşrik ordusu Müslümanlardan üç kattan daha fazlaydı. Tam bir ölüm kalım mücadelesi veriliyordu. Ama Allah Resulü ve ashabı canlarını kurtarmaktan ziyade, Allah’ın huzurunda yan yana, omuz omuza namaz kılmayı seçmişlerdi.
Yarısı namaz kılarken diğerleri savaşmış, namaz kılanlar savaşırken diğerleri namazlarını cemaatle eda etmişlerdi. Bu husus, Kur’ân’da şöyle anlatılmaktadır:
“Savaşta mü’minler arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle birlikte namaza dursunlar ve silâhlarını da yanlarına alsınlar. Onlar secde ettikten sonra geri çekilip düşmana karşı dursunlar ve yerlerine henüz namaza durmamış olan diğer topluluk gelsin. Onlar da tedbirli şekilde ve silâhlarını yanlarına alarak seninle beraber namaz kılsınlar.” (Nisa Sûresi, 102)
Müslümanların bir kısmı namazdayken bir kişiye altı düşman düşüyordu. Buna rağmen Müslümanlar mağlûp olmamışlar, kesin bir zafer kazanmışlardı.

Namazı engelleyemedi


İslâmiyetin ilk zamanlarıydı
. Müşrikler tarafından Müslümanlara büyük ezalar ve cefalarda bulunuluyordu. İslâm’ın ilk anlarından beri hep karşı çıkan ve özellikle güçsüz Müslümanlara var gücüyle düşmanlık edip onları ezen, hatta şehit eden Ebu Cehil ve müşrikler hiçbir fırsatı kaçırmıyorlardı.

Eziyet için fırsat kollayan Ebu Cehil yine içi kin dolu bir hâldeyken Kureyşlilere şu soruyu sordu:
– Muhammed siz varken de ellerini yere koyup Allah’a secde ediyor mu?
Kureyşliler de ona:
– Evet, dediler.
Ebu Cehil:
– Lat ve Uzza’ya yemin ederim ki, eğer onu bu şekilde ibadet ederken görürsem ensesine ayağımı basarak yüzünü yere sürteceğim, demişti.
Bir gün Resulullah namaz kılıyordu. Ebu Cehil, ettiği yemini yerine getirmek için Efendimize (a.s.m.) doğru yöneldi. İçi kinle dolu, kendinden emin ve gururlu bir şekilde ettiği yemini yerine getirmek için Efendimizin (a.s.m.) boynuna basmak isterken birden bire herkes onun geri çekildiğini gördü. Ebu Cehil’e:
– Ne oluyor, diye sordular.
Ebu Cehil hâlâ olayın etkisinde ve korkarak şu cevabı verdi:
– Benimle onun arasında bir ateş hendeği vardı. Bazı kanatlar da gördüm.
Bu olaydan sonra Allah’ın Resulü (a.s.m.) şöyle buyurdu:
– Eğer yanıma gelseydi melekler onu parçalayacaktı.
***
Yine Ebu Cehil’in kabilesinden olan Velid ibni Muğire, Re sul-i Ekrem’e (a.s.m.) vurmak için bir taşı alıp, secdedeyken yanına gitti. Birden gözleri kapandı. Efendimizi (a.s.m.) Mescid-i Haram’da göremedi. Sonra geri döndü. Geri döndü­ğünde onu gönderenleri de göremiyordu, ama sadece seslerini işitebiliyordu.
Efendimiz (a.s.m.) namazını bitirinceye kadar gözleri bu şekilde kaldı. Ne zaman Efendimiz (a.s.m.) namazını bitirdi, onun da gözleri açıldı.


Aceleyle kılınan namaz, namaz sayılmaz


Peygamberimiz (a.s.m.),
itinasız kılınan namazı, namaz saymazdı. Bir gün gelişigüzel namaz kılan bir kimseye:

– Dön de, namazını yeni baştan kıl. Çünkü sen namazı kılmış olmadın, dedi. Adam dönüp yine eskisi gibi kıldı. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) yine ona:
– Dön, yeni baştan kıl. Çünkü sen namazı kılmış olmadın, diye buyurdu ve bu ihtar üç defa vuku buldu. En sonunda adam:
– Seni hak din ve kitapla gönderen Allah’a yemin ederim ki, ben bundan başka türlüsünü bilmiyorum, bana doğrusunu öğret, dedi. Bunun üzerine Efendimiz (a.s.m.):
– Namaza duracağın zaman tekbir al. Sonra ne kadar kolayına gelirse, o kadar Kur’ân oku. Arkasından rükûa varıp, mutmain [azaların yatışmış] oluncaya kadar dur. Sonra başını kaldırıp ayakta doğruluncaya kadar dur. Daha sonra, secdeye varıp mutmain oluncaya kadar kal. Sonra başını kaldırıp mutmain oluncaya kadar otur. Bunu namazın bütününde böylece yap, dedi.



Tesbihatın önemi


Muhacirlerin fakirleri
Resulullah’a (a.s.m.) gelip dediler ki:

– Servet sahibi Müslümanlar derece ve nimetler bakımından bizi geçtiler… Resulullah da:
– Ne hususta, diye buyurunca, muhacir fakirler:
– Biz namaz kılıyoruz, onlar da kılıyor; biz oruç tutuyoruz, onlar da tutuyorlar; fakat onlar sadaka verdikleri halde biz veremiyoruz; onlar köle azad ediyorlar, biz edemiyoruz, dediler.
Bunun üzerine Peygamber (a.s.m.):
– Size, sizden ilerde bulunanlara yetişebileceğiniz, sizden geride, sizden aşağıda olanları geçebileceğiniz ve sizin yaptığınız gibi yapanlar müstesna, sizden başka kimsenin daha faziletli olamayacağı bir şey öğreteyim mi, buyurdu.
Muhacirlerin fakirleri:
– Evet, öğret, ey Allah’ın Resulü, diye cevap verdiler.
Peygamber Efendimiz de (a.s.m.):
– Her namazın sonunda otuz üçer defa sübhânallah (Allah’ı her türlü noksanlıktan tenzih ederim), elhamdülillah (hamd Allah’a mahsustur), Allahü Ekber (Allah en büyüktür) deyiniz, buyurdu.
Muhacir fakirler, bir süre sonra Resulullah’a (a.s.m.) gelerek şöyle dediler:
– Mal ve servet sahibi kardeşlerimiz bizim bu yaptığımızı işitip onlar da böyle yaptılar.
Bunun üzerine Allah’ın Resulü şöyle buyurdu:
– Bu, Allah’ın fazlıdır, dilediğine verir.




Namazı engelleyenlere beddua




Hendek Savaşı sırasında
düşman çok yoğun bir şekilde Peygamber Efendimiz (a.s.m) ve ashabını ok yağmuruna tutmuştu.



Efendimiz, üzerinde zırh, başında miğfer çadırının önünde duruyordu.
Hz. Cabir (r.a.) o ânı şu şekilde anlatıyordu:
– Müşrikler, o gün, bizimle durmadan çarpıştılar. Askerlerini takım takım ayırdılar. Halid bin Velid kumandasındaki büyük ve ağır bir fırkalarını Resulullah’ın (a.s.m.) bulunduğu yere yönelttiler. O gün, gecenin geç saatlerine kadar çarpıştılar.
Ne Resulullah ve nede Müslümanlar yerlerinden bir an bile ayrılma imkân ve fırsatını bulamadılar.
Çarpışma öylesine şiddetli devam ediyordu ki, Resul-i Kibriyâ Efendimiz, o günün öğle, ikindi ve akşam namazlarını bile vaktinde kılamamıştı.
Kendisini çocuklara taşlatanlara ve çok kereler eziyet edenlere bile beddua etmeyen Kâinatın Efendisi, namazını engelleyenlere karşı beddua etmekten çekinmedi:
– Onlar nasıl, güneş batıncaya kadar uğraştırıp, bizi namazımızdan alıkoydularsa, Allah da onların evlerine, karınlarına ve kabirlerine ateş doldursun, dedi.
Daha sonra o günün öğle, ikindi ve akşam namazlarını ashabıyla birlikte kaza etti.



Teheccüd, şeytanın düğümlerini çözer


Hz. Ebu Hureyre’nin
rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (a.s.m.) şöyle buyurmaktadır:

– Sizin biriniz gece uyuyunca şeytan onun ense köküne üç düğüm atar.
Her düğüm atışında, “Önünde upuzun bir gece vardır, rahat uyu!” der.
O kimse uyanıp Allah’ı zikrederse, bir düğüm çözülür.
Abdest alırsa bir düğüm daha çözülür.
Namaz da kılarsa şeytanın attığı bütün düğümler çözülür.
Artık o teheccüd sahibi, kötü düğümleri çözülmüş, dinç ve neşe içinde sabaha çıkar.
Fakat kalkıp zikretmez ve abdest alıp namaz kılmazsa, gönlü kirli, tembel bir şekilde sabahlar...






Cennetlik bir adam


Necid ahalisinden
saçı karmakarışık, fakir bir kimse, Resulullah’a (a.s.m.) geldi. Uzaktan sesi güçlükle işitiliyor, fakat ne söylediği anlaşılmıyordu. Nihayet yaklaştı. Meğer İslâm’ın ne olduğunu soruyormuş...

Resulullah (a.s.m.) ona:
– Bir gün bir gece içinde beş namaz, diye buyurdu. Adamcağız:
– Bu namazlardan başka kılacağım namaz var mı, diye sordu. Resulullah:
– Hayır! Olmayacak. Kendiliğinden nafile olarak namaz kılarsan o ayrı, cevabını verdi. Bundan sonra Resulullah (a.s.m.) ona:
– Bir de ramazan orucu, dedi. Adamcağız yine:
– Bundan başka oruç tutacak mıyım, diye sordu. Resulullah:
– Hayır, olmayacak.Kendiliğinden nafile oruç tutarsan o ayrı, diye buyurdu.
Resulullah (a.s.m.) ona zekâtı da söyledi. Adamcağız yine:
– Üzerimde bundan başka sadaka olacak mı, diye sordu. Resulullah (a.s.m.):
– Hayır, olmayacak. Kendiliğinden sadaka verirsen o ayrı, diye buyurdu.
Bunun üzerine Necidli fakir:
– Vallahi bundan ne fazla ne de eksik bir şey yapacağım, diyerek arkasını dönüp gitti.
Resulullah da (a.s.m.):
– Eğer doğru söylüyorsa kurtuldu gitti! Cennetlik bir adam görmek isteyen şu adama baksın, buyurdu.



Namaz hidayetine sebep oldu


Peygamber Efendimizin (a.s.m.)
amcasının oğlu olan Hz. Ali (r.a.), “Allah’ın Aslanı” lâkabıyla da anılırdı. Hz. Ali’nin annesi, Peygamber Efendimize kendi çocuğu gibi bakan Fatıma binti Esed’dir. Hz. Ali, Müslümanlığı kabul eden ilk çocuktur.

Bir gün Peygamber Efendimiz ve eşi Hz. Hatice’yi namaz kılarken gördü. Onları hayran hayran izledi. Şimdiye kadar hiç böyle bir şey görmemişti. Namaz bitince:
– Bu yaptığınız nedir, diye sordu. Peygamber Efendimiz (a.s.m.):
– Ey Ali, bu Allah’ın seçtiği, beğendiği dindir. Seni bir olan Allah’a iman etmeye çağırıyorum. İnsana fayda ve zararı dokunmayan putlara tapmaktan sakındırıyorum, buyurdu. Bir an için duraklayan Hz. Ali:
– Bu, benim bu zamana kadar duyup işitmediğim bir şey. Babamın iznini almadan bir şey yapamam, diye konuştu.
O gün kimseye bu meseleyi açmadı. Geceyi düşünerek geçirdi. Şafak aydınlığıyla birlikte kalbine bir ışık doğdu.
Doğruca Resulullah’ın (a.s.m.) huzuruna vardı, şöyle konuştu:
– Allah beni yaratırken babam Ebu Talib’e sormadı. Ben neden Allah’a iman edip ibadet etmek için gidip ona danışıp iznini alayım?
Böylece ilk Müslüman çocuk olma şerefini aldı.







diğer günlükleri >>

Tarih : 20.05.2010
Yorum yazmak için tıklayın


Arkadaşlarının Yorumları


lennn torun deden geldı rahat, hazır ol tufek omza, selam dur: len komutlara uy, yoksa gece 1 . 3 nöbetını ceza olarak yersın vayy anam sendemı asker olacan ruyamda görsem ınanmazdım senıde askere aldılar ya ölsemde gam yemem len ölürsem benı sen yıka emı ama ıyı yıka utanma oramı buramı ıyıce yıka kırlı gıtmeyek oraya kefenımıde sen sar, ama sıkı sar sonra cözulmesın namazıda sen kıy ama duzgun kıy yanlıs ıstemem mezar tasıma dunyadan bır delı gıttı dıye yazın söle sekıllı olsun mezar tasım paradan kacma, cımrılık yapmayın lenn len olum senı nasıl anlatam, adam gıbı adamsın ama ıbnenınde tekısın nese kanka benden bu kadar ben kacar, sanada hayırlı teskereler kanka 2011 de görüsürük anam gel öpem gıdıktan he he

Tarih : 19.05.2010

_.KeLeVr..

10

Benim biricik kardeşim dostum dert ortağım sen benim canımdan can oldun bu sanal dedikleri yerden senin gibi bir kardeşe sahip oldum. O kadar zor günler geçirdimki yanımda bir tek sen vardın ağladığımdada yanımdaydın güldüğümdede hani derlerya sen allahın bana bir lütfusun aynen öyle sen bana rabbimin bir armağanısın en dar zamanımda karşıma çıkan bana ışık olan bir melek binlerce kes şükür olsun senin gibi bir dostum kardeşim olduğu için kaç yıl oldu yanyanayız dilerim bu ebediyete kadar sürer ne olursa olsun kardeşimsin öz kardeşim gibi oldun hayat ne gösterirse göstersin yollarımız dahi ayrılsa (ki böyle birşeye izin vermem )ben hep senin yanındayım bunu unutma canımsın kardeşimsin kocaman öpüyorum seni çatlakımmmmm benim mcx....

Tarih : 09.05.2010

SGATJEM

10

sende olesin benim icin benim canimm arkadasimm senin sayende cok seyy ogrendimm allah razii olsunn sende YUCE RABBIM SENINDEE SEVDIKLERININDE YUZUNU HEPP GULDURSUNNN HEPPP MUTLUUU OLLL INSALLAHHHHH

Tarih : 08.04.2010

_cimen_

9

SÖYLE HADİ SÖYLE KİM DAHA ÇOK SEVİYOR=))) cenk yerine sevemem biliyorsun dımı şekerim bu siteye geldiğim ilk günden beri beni çıldırttığın, işlettiğin, kızdırdığın,ağlattığın,bağırtıp bagırdığın için, hepsi bir yana ama hiç yanlız bırakmadığın , hep süprizler yapıp mutlu olmam için çaba sarfettiğin, en kötü günümde hissedipte haber vermeden yanımda olduğun , bugune kadar hiç abartmadan söylüyorum bana bir tek yanlış bile yapmayan tek dostumsun... daha çok şey söyleyebileceğim ama mümkün degilki anlatmam=))) hayatın boyunca mutlu olman olman dileğiyle ... çimlere basmak yasaktır!!!unutma

Tarih : 26.03.2010

Alisiya_..

4

TAMAM ABİSİ.BENİ BİR KELİMEYLE ANLAT.TM. SEN ALLAHİN EN SEVDİYİ KULUSUN BUNA BEN EMİNİM. ALLAH GONLUNE GORE VERSİN.İNS

Tarih : 25.03.2010

Tüm Yorumları Göster >>


Hakkımızda İletişim Yardım  /  SSS Kurallar Ceza Listesi

Tüm hakları saklıdır - Copyright © 1998-2005 ASKIM.COM - C.A

 
eXTReMe Tracker Hosting Hizmetleri