Bu sabah yoklama almasındı hayat ve fark edilmesindi öldüğüm . Torpilli bir kaçamak ile erken göçebelik yaşıyordum sonsuzluğa.
Dilsiz çığlıklar bulunurdu iç ceplerimde hiç ses çıkaramadığım lanetli anlardan topladığım. Hüsranım kadar gerçekti yanlışlarım ve yanlışlarım kadar kesindi yaşadıklarım.
Şimdi bir gösterinin tam ortasındayım. Kulağımda bir tını. Hangi notadan girilir ki ölümcül yalnızlığa? Hiddetlendi yüzümün serzenişleri. Artık başlamıştım (her ne kadar duyulmasa da ) içimin feryadlarına !
Bir peçeteye sığdırıldı haykırışlarım. Oysa ben hiç bilmediğim bir ezgiden başlamak isterdim isyanıma. Kimsenin anlayamayacağı bir replikten...
Siz hiç dilsiz şahitlerin yalan söylediğini gördünüz mü ? Ben çoğu kez rüyalarda rastlarım onlara. Zehir olan rüyalarda...
Öylesine bir durağın saçma başlıklı tabelalarında asılı buldum ismini. Ve çoğu kez sancıtır beni o harfler.
Bir kibrit bir kere ateş alır. Ki bilirim hiçbir kez geri dönüşüm kutusuna atılmadım.
Dili yoktur bu kentin ve insanlar yalnızken ağlamak için doğar. Sesleri de çıkmaz hiçbirinin .
Her geçen gün kadar yaşlanır düşüncelerim. Kopuk bir replik payıma düşen. Yine duyulmayacak o naif sesin.
Şimdi dilsizliğimi çığlıklara hediye ettim. Yanlış bir virajın bilmem neresindeyim ve kim bilir kaç durakta daha rastlayacağım ismine.
Hiç bulunmadığım bir sahnedeyim ve önümde dokunmaya yüz tutamadığım bir mikrofon. Seyircilerimse toprak kokulu cesetler. Birazdan yankılanmaya başlar opera usulü dilsiz çığlıklar... ![]()
Git gidebiLdiğin yere kadar .. Bu Liman da kaybettiğim iLk gemi sen değiLsin. Ama şunu unutma!. Rıhtımda kaLanı değiL çekip gideni vurur fırtına |
|||
| Yorum yazmak için tıklayın | |||
|
|
|
|||
|
|
Hüzün sarmış dört bir yanını Günlükler kraliçesinin...
|
|||
|
|
canım murat abim hasan abim yavuz ve diyer arkadaşım yürekten teşekkürler yorumlarınıza |
|||
|
|
|
|||
|
|
|
|||
|
|